HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

Farz Namazların Vakitleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Farz Namazların Vakitleri

Mesaj  odsu Bir Salı Ocak 18, 2011 9:14 pm

Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve selâm da Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'edir.
Allah Teâlâ, kullarına, hikmeti gereği, gece ve gündüz olmak üzere günde bes defa belirli vakitlerde namaz kılmalarını farz kılmıstır ki kul, bu vakitler süresince bu namazlarla Rabbi Allah Teâlâ ile bağlantı halinde olsun. Belirli vakitlerde sulanan bir ağacın suya olan ihtiyacı nasıl ise, kalp için bu bes vakit namazlar da öyledir. Bu namazlar, hepsi birden kılınıp da ardından ara verilen bir sekilde olmamıstır.
Bu namazların belirlenen vakitlerde ve ayrı ayrı kılınmasının hikmetlerinden birisi de, bir kul bu namazların hepsini aynı vakitte kılacak olsa, bu durum ona bıkkınlık verir ve kendisine ağır gelir. Her seyi hikmetli bir sekilde yerli yerine koyan Allah Teâlâ her seyden münezzeh ve bereketi çoktur.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- farz namazların vakitlerini su sözüyle açıklamıstır :
“Öğle namazının vakti, günes zevâli astıktan sonra ve bir kimsenin gölgesinin boyu, kendi boyuna esit olduktan sonra baslar, ikindi namazının vakti gelinceye kadar sürer. İkindi namazının vakti, günes sararmaya baslayıncaya kadar sürer. Aksam namazının vakti, ufuktaki kızıllık kayboluncaya kadar sürer. Yatsı namazının vakti, gece yarısına kadar sürer. Sabah namazının vakti ise, fecrin doğusundan günes doğuncaya kadar sürer. Günes doğduğunda namaz kılmayı bırak. Çünkü günes, seytanın iki boynuzu arasından doğar.”
Müslim, hadis no: 612

Bu hadiste farz namazların vakitleri açıklanmıstır. Namaz vakitlerini saat olarak tayin etmeye gelince bu, ülkeden ülkeye farklılık arzeder. Aimdi namaz vakitlerinin hepsini tek tek açıklayalım :

Birincisi : Öğle namazının vakti

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazının vakti hakkında söyle buyurmustur : “Öğle namazının vakti, günes zevâli astıktan sonra ve bir kimsenin gölgesinin boyu, kendi boyuna esit olduktan sonra baslar, ikindi namazının vakti gelinceye kadar sürer."

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ikindi namazının baslangıç ve bitis vaktini tayin etmistir. Buna göre öğle namazının baslangıcı : Günesin zevâli asmasından sonra baslar. Zevâlden kasıt ise, günesin tam tepede iken batıya doğru kaymaya basladığı andır.

Zevâli (öğle namazının baslangıç vaktini) öğrenmenin pratik uygulaması söyledir :
Açık bir yere direk gibi bir sey dikersin .Günes doğudan doğunca bu direk gibi olan seyin gölgesi batıya doğru olacaktır. Günes yükseldikçe gölgenin boyu kısalacaktır. Gölgenin boyu kısalmaya devam ettiğine göre, günes zevâle ulasmamıs demektir. Gölgenin boyu kısalmaya devam edecektir. Nihâyet gölge belirli bir yerde duracak, sonra doğuya doğru artmaya baslayacaktır. Günesin gölgesi doğuya doğru az bir sey artmaya baslayınca, günes zevâli asmıs demektir.İste o an, öğle namazının vakti girmis olur.

Saat olarak günesin zevâli asmasının alameti söyledir :
Günesin doğusu ile batısı arasındaki zamanı ikiye böldüğün zaman, bu zevâl vakti olur. Örneğin günesin sabah saat 06'da doğduğunu ve aksam 18'de battığını takdir edersek, zevâl vakti saat 12'de olur.
Örneğin günesin sabah saat 07'de doğduğunu ve aksam 19'da battığını takdir edersek, zevâl vakti saat 13'de olur.

Öğle namazının vaktinin bitisine gelince :
Günesin zevâli astıktan sonra her seyin gölgesinin boyu, kendi boyuna esit hâle gelmesidir.

Öğle namazının bitis vaktini öğrenmenin pratik uygulaması söyledir :
Az önce açık bir yere koyduğumuz direk gibi seye dönelim. Bu seyin gölgesinin boyunun bir metre olduğunu farzedelim. Gölgenin boyunun yavas yavas kısaldığını nihâyet belirli bir noktada durduğunu göreceksin. (Bu noktanın bulunduğu yere bir isaret koy). Sonra gölgenin boyu artmaya baslar. İste bu anda öğle namazının vakti girer. Sonra gölgenin boyu doğuya doğru artmaya devam eder. Nihâyet gölgenin boyu, direğin boyuna esit hâle gelir. Yani gölgenin boyu, noktanın bulunduğu yere koyduğun isâretten itibaren bir metre olur.
İsâretten önceki gölge hesaba katılmaz. Buna zevâlin gölgesi denir. İste burada öğle namazının vakti sonra erer ve hemen sonra ikindi namazının vakti girer.

İkincisi : İkindi namazının vakti
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazının vakti hakkında söyle buyurmustur : “İkindi namazının vakti, günes sararmaya baslayıncaya kadar sürer.”
İkindi namazının vaktinin, öğle namazının vaktinin sona ermesiyle basladığını daha önce öğrenmistik. (Her seyin gölgesinin boyu, kendi boyuna esit hâle geldiği vakittir.)

İkindi namazının bitis vakti :
İkindi namazının bitisinin iki vakti vardır :
1. Serbest olan vakit : Bu vakit, ikindi namazının ilk vaktinden baslar, günes sararmaya baslayıncaya kadar sürer. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda söyle buyurmustur: “İkindi namazının vakti, günes sararmaya baslayıncaya kadar sürer.”

Yani günes sarı olmadığı müddetçe o vakit, ikindi namazının vaktidir. İkindi namazının vaktini saat olarak tayin etmek ise, mevsimden mevsime farklılık arzeder.

2. Mecburi olan vakit : Bu vakit, günesin sararmaya basladığı andan itibaren baslar, günesin batısına kadar sürer. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda söyle buyurmustur: “Günes batmadan önce ikindi namazının bir rekâtını idrak eden (kılan), ikindi namazını
idrak etmis sayılır.” (Buhârî, hadis no:579, Müslim, hadis no:608)

Soru : Zarûret (mecburiyet) vakti ne demektir ?
Zarûretin anlamı : Örneğin bir insan, günesin sararmasından önce ikindi namazını ancak mesakkatle kılmaya gücü yettiği halde, yarayı sarmak gibi, bir is sebebiyle ikindi namazını vaktinde kılamaz da günesin batısından kısa bir süre önce kılarsa, ikindi namazını vaktinde kılmıs olur ve bundan dolayı da günah kazanmıs olmaz. Çünkü bu vakit, zarûret vaktidir. Bir insan, namazı geciktirmek zorunda kalırsa, günes batmadan önce olduğu sürece bunda bir sakınca yoktur.

Üçüncüsü : Aksam namazının vakti
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda söyle buyurmustur: "Aksam namazının vakti, ufuktaki kızıllık kayboluncaya kadar sürer."

Yani aksam namazının vakti, ikindi namazının vaktinin çıkmasından hemen sonra girer. Bu vakit ise, günesin batısından ufuktaki kızıllığın kaybolmasına kadar olan vakittir. Gökteki kızıllık kaybolduğu zaman, aksam namazının vakti çıkar ve yatsı namazının vakti girer. Aksam namazının vaktini saat olarak tayin etmek ise, mevsimden mevsime farklılık arzeder. Ufuktaki kızıllığın ortadan kaybolduğunu ne zaman görürsen, bil ki bu, aksam namazının vaktinin sonra erdiğine delâlet eder.

Dördüncüsü : Yatsı namazının vakti
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda söyle buyurmustur : "Yatsı namazının vakti, gece yarısına kadar sürer."

Yatsı namazının vakti, aksam namazının vaktinin çıkmasından (yani gökteki kızıllığın kaybolmasından) hemen sonra baslar, gece yarısına kadar sürer.

Soru : Gecenin yarısı nasıl hesaplanır ?
Cevap : Gecenin yarısını hesaplamak istediğin zaman, günesin batısından fecre kadar olan süreyi hesaplarsın. İkisi arasındaki süre, yatsı namazının son vaktidir. (O da gecenin yarısıdır.) Örneğin günes aksam saat 17'de batıyor ve sabah namazı için sabah saat 05'de ezan okunuyorsa, gecenin yarısı, gece saat 23'e denk gelir. Örneğin günes aksam saat 17'de batıyor ve fecir vakti sabah saat 06'da çıkıyorsa,
gecenin yarısı, gece 23.30'a denk gelir.

Besincisi : Fecir (sabah) namazının vakti
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda söyle buyurmustur : “Sabah namazının vakti ise, fecrin doğusundan, günes doğuncaya kadar sürer. Günes doğduğunda namaz kılmayı bırak. Çünkü günes, seytanın iki boynuzu arasından doğar.”

Sabah namazının vakti, ikinci fecrin (fecr-i sâdık) doğusu ile baslar, günesin doğusu ile sona erer. İkinci fecir, günesin doğduğu yönde ufukta görünen yatay beyazlıktır. Bu beyazlık, kuzeyden güneye doğru yatay olarak uzanır. Birinci fecir ise, yaklasık olarak ikinci fecirden bir saat önce çıkar. Birinci ve ikinci fecir arasında farklar vardır:
1. Birinci fecir, doğudan batıya doğru uzanır. İkinci fecir ise, kuzeyden güneye doğru
yatay olarak uzanır.
2. Birinci fecir, karanlık olur. Yani kısa bir süre aydınlık olur, sonra karanlığa dönüsür.
İkinci fecir ise, aydınlık olur ve gittikçe nuru ve aydınlığı artar.
3. İkinci fecir, ufukla birlesmis olur. Kendisi ile ufuk arasında bir karanlık yoktur. Birinci
fecir ise, ufuktan ayrıdır. Kendisi ile ufuk arasında karanlık vardır

Muhammed b. Salih el-Useymîn, es-Şerhu'l-Mumti' (Muhammed Şahin tercümesi)
avatar
odsu
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 99

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Farz Namazların Vakitleri

Mesaj  odsu Bir Salı Ocak 18, 2011 9:20 pm

“Namaz, müminlere vakti tayin edilmiş bir farzdır” (Nisa, 4/103).


Beş vakit namaza işâret eden âyetlerden bazıları şunlardır:

“Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını kıl...” (İsrâ, 17/78)

“...Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin yüceliğini ilan et, O'na hamdet. Gecenin bazı vakitlerinde, gündüzün bazı tarafında da O'na ibâdet et ki, Allah'ın rızâsına eresin.” (Tâ-Hâ, 20/130);

“Haydi siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah'ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O'na mahsustur. Günün sonunda ve öğleye girerken de O'nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.” (Rûm, 30/17–18).

Kurân'ı tefsir eden âlimler, söz konusu âyetlerin işâreten de olsa beş vakit namaza delâlet ettiğini belirtirler. Meselâ Allâme Elmalılı'ya göre: Bu ve benzeri ayetlerle sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakit namazın vakitleri tayin edilmiştir. (Elmalılı, 3/71). Sadece Tâ-Hâ Sûresi'ndeki yukarıda geçen âyet, tek başına beş vakit namaza işâret etmektedir: Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önceki ikindi namazı, gecenin bir kısım saatleri akşam ile yatsı, gündüzün bazı taraflarındaki namaz ise öğle namazıdır.
Diğer yandan Bakara Suresindeki şu ayeti kerime de, beş vakit namaza delalet etmektedir. "Bütün namazları ve orta namazı muhafaza edin" (Bakara Suresi, 2/238). Şöyle ki, burada namazları koruyun derken “salavât” ifadesi kullanılıyor. Bu çoğul bir kelime olduğundan en az üç namaz olması gerekir. Çünkü Arapçada çoğul isim en aza üç şey için kullanılır. Ardından, namazları koruyun dedikten sonra, orta namazı da koruyun deniyor. Bu taktirde, diğerleri en az üç ise bir de orta namaz dört namaz oluyor. Ancak biz bunu dört namaz olarak düşündüğümüzde ayette geçen “orta namaz” ifadesinin işaret ettiği namazı gösteremeyiz. Çünkü dördün ortası yoktur. Öyleyse namazlar en az beş vakit olmalıdır ki, bunun ortası üç olsun.
Âyetlerde işâret edilen bu vakitlerin sınırlarının tam bir şekilde tespiti ve namazların nasıl kılınacağı bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından yapılıp izah edilmiş ve o zamandan beri de Müslümanlar tarafından ihtilâfsız uygulanmıştır. Bilindiği gibi Peygamber (s.a.s.) görevlerinden birisi Kur’an’ı tebliğ etmek, diğeri de onu açıklamak, hayata tatbikini bizzat temsille, yani yaşayarak ortaya koymaktır.
avatar
odsu
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 99

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz