HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

İRAN MECİD MECİDİ FİLMLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İRAN MECİD MECİDİ FİLMLERİ

Mesaj  erkam Bir Paz Şub. 06, 2011 9:04 am

cennetin rengi The.Color.Of.Paradise-1999

serçelerin şarkısi - The Song Of Sparrows 2008

sogut agaci the willow tree.2005

cennetin cocuklari The Children of the heaven1997.

Baran –2001 … Majid Majidi

Baran –yağmur
Film, İran’ın başkenti Tahran’da bir inşaatta kaçak olarak çalışan
babasının iş kazasında ayağının kırılması üzerine onun yerini almaya
karar veren genç bir Afgan kızının, erkek kılığına girerek inşaatta
çalışmaya başlaması ve kız olduğunu fark eden aynı inşaattaki bir Azeri
gencin ona âşık olmasının hikâyesini anlatıyor. “Baran” halen Tahran
sinemalarında gösteriliyor.
Beni defalarca izlettirecek kadar etkileyen bu filmi nasıl oldu da burada tanıtmayı unutmuşum, bilmiyorum.
Bir film bu kadar mı doğal ve etkileyici olur?!.. O kadar gercekci ki,
bir senaryoyu izlediğinizi unutuveriyorsunuz ve daha ilk baştan
olayların içindesiniz. Karakterler, olaylar, konunun işleniş tarzı…
herşey tamamen hayatın kendisi. Hani duygusal bir filmi izlersiniz, çok
duygulanır, üzülür ve hatta gözyaşlarınızla yansıtırsınız hislerinizi.
Ama ardından bir düşünce peydahlanıverir; “Sonuçta bir film idi bu!” Ve
çoğu zaman da, “Bunlar ancak filmlerde olur.” dersiniz. İşte Baran
bunları dedirtmeyen bir güzelliğe sahip.
Aşk’tir işlenen… içgüdülerin hakimiyetinden sıyrılmış hakiki sevginin
kaynaklık ettiği aşk… Sevenin sevgilide istedigini gördüğü değil, bizzat
sevgilide var olan albeninin seveni kendisine çektigi aşk…
Dokunulmazlığına and içirtecek bir sevgi… İki ruhun kaynaşması,
buluşması… Tutkuyu yadsımayan ama tutkudan çok sevgiyle başlayan,
sevgiyle beslenen…


cennetin cocuklari -The Children of the heaven
Bu masalsı duygusal film, yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve
Zehra isimli iki küçük kardeşin öyküsünü anlatıyor. Kızkardeşinin
ayakkabılarını tamirciden getirirken kaybeden Ali kendi ayakkabısını
onunla ortak kullanmak zorundadır, zira babalarının öfkesinden
çekindikleri için durumu ona anlatamazlar, zaten anlatsalar da babaları
yeni bir çift ayakkabı alamayacak kadar yoksuldur. Filmin tanıtım
sloganında denildiği gibi onların bu küçük sırrı artık en büyük
serüvenleri olacaktır.
Filmde, okula giden iki kardeş ayakkabılarını değişerek giymek
zorunda kalırlar. Zehra dersten erken çıkar. Ali ile bir sokak arasında
ayakkabılarını değişirler. Ali koşarak gittiği halde hep derse geç kalır
ve azar işitir. Bir gün üçüncülük ödülü spor ayakkabı olan yarışmaya
girmeye karar verir. Amacı üçüncü olup kazandığı ödülü Ayşe'ye
vermektir. Ayarlamaya çalışsa da birinci olur ama ayakkabıyı alamadığı
için çok üzgündür.
sogut agaci- the willow tree
“Gözleri görmeyen bir profesörün gözleri açılırsa …görmediği dünyadaki insanları görmeye başlarsa neler olur?
Hayat ona ne kadar anlamlı gelmeye başlar..ya da anlamı oturmuş bir hayatınanlamını yitirmesine nasıl bakabilir…
Dünyası kararmış bir adamın dünyasının daha da kararmasına şahitlik edeceksiniz…”

8 yaşında iken gözlerini havai fişek kazasında kaybeden Yusef ( Parvis
Parastui), 45 yaşında üniversitede edebiyat professorüdür.
Braille alfabesi ile yazar ve okur. Çok düşkün ve yardımcı karısı, seven
kızı, güzel evi, balkonu ve bahçesi ile karanlık ama küçük bir çennette
yaşar gibi görünür. Ama içinde büyük bir acı taşımaktadır.
Allah’a devamlı dua etmektedir gözlerinin açılması için. Ve sonunda,
Paris’de yapılan kornea nakli ameliyatı ile görmeğe başlar. Bu arada
ameliyattan önce hastanede, gözlerini yavaş yavaş kaybeden Murtaza
(Mohammad Amir Naji) ile tanışır, orada arkadaş olurlar. Morteza o’na
ceviz verir devamlı, ceviz ağacının kendisi için ne kadar önemli
olduğundan bahseder. Yusef de söğüt ağacının kendisine uğur
getirdiğinden bahseder......

serçelerin şarkısi - The Song Of Sparrows
Karim, Tahran ın dışındaki bir devekuşu çiftliğinde çalışmakta ve
ailesiyle yalın ve mutlu bir yaşam sürmektedir. Bir gün Karim in sorumlu
olduğu deve kuşlarından biri çiftlikten kaçar. Bu kayıptan dolayı
suçlanan Karim olur ve genç adam çiftlikten kovulur. Kısa bir süre sonra
ablasının işitme cihazını tamir etmek için gittiği kentte insanlar
Karim in motorsikletli bir taksici olduğunu düşünürler. Bu olay, Karim
in yeni bir iş edinmesine vesile olur: Karim artık kentin yoğun
trafiğinde insan ve mal taşıyan bir motorsikletli taksicidir. Fakat yeni
işinde gün boyunca ilgilenmek zorunda kaldığı insanlar ve mallar Karim
in cömert ve dürüst doğasını değiştirmeye başlar. Bu durumdan en çok
etkilenen Karim in eşi ve kızlarıdır. Karim i daha önce bağlı olduğu
değerlere döndürmek en yakınlarına kalan bir iştir.

cennetin rengi -The Color Of Paradise
Küçük Muhammed, ailesinden uzakta görme özürlüler okulunda yatılı
okumaktadır. Okul tatile girer ve herkes çocuğunu almaya gelir. Ancak
Muhammed’in babası geç gelir ve onu eve götürmek istemez. Muhammed’in
annesi ölmüştür ve Muhammed’in varlığını bir engel olarak gören babası
yeniden evlenmek üzeredir. İran sinemasının Oscar’a aday olan yönetmeni
Majid Majidi, 1999 yapımı Allah’ın Boyası’nda (Reng-i Huda /
Sibgatullah) görmeyen bir çocuğu anlatırken duygu sömürüsüne hiç
girmiyor. Yönetmen, zorluklara rağmen yaşama bağlılığın ne kadar güçlü
olduğunu anlatırken, baba-oğul arasındaki dramı da, oldukça başarılı
aktarıyor.
avatar
erkam
Admin

Mesaj Sayısı : 246

Kullanıcı profilini gör http://hicret.benimforum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz