HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

Fil Suresi,Kırık Meal ve Tefsiri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Fil Suresi,Kırık Meal ve Tefsiri

Mesaj  rima Bir Salı Tem. 20, 2010 9:34 am

Kovulmuş Şeytan’dan Alemlerin Rabbine Sığınırım
Rahman Rahim Allah Adıyla;
Hz. Peygamberin hicretinden 50 yıl kadar önceydi.Bir ordu hazırlanıyordu Yemen ‘ de.O
dönemin en büyük ordusu olmalıydı.Büyük bir hazırlık, büyük bir heyecan gözleniyordu.Büyük peygamber İbrahim’deb bu yana insanların kutsal bildiği, Allah’ın evi kabe’yi yıkmak için plan yapılıyordu. Çünkü , Habeşistandan gelen , çok çetin kurtuluş şavaşlarından sonra Yemen’i bağımsızlığa kavuşturan , “en büyük benim , başka yok bu böyle bilinmeli” diyen Ebrehe, diğer bir leçeyle Abraham hatta Arapça olarak İbrahim,peygamber İbrahimin adını silmek ve böylece Arabistanda bir numara olmak istiyordu. Bu amacına ,bu planına önce güzellikle ulaşmak istedi : Yemen’de San’a kentinde büyük bir kilise yaptırdı . bütün Arapları buraya davet etti.
Artık Mekke’ye ,Kabe’ye değil herkes San’a’ya gitmeliydi .Bütün ekonomik yollar San’a’da birleşmeliydi .Ama olmadı. Dahası ,olanlar oldu .O da işi ciddiye aldı.Beklemenin anlamı yoktu .Kabe ortada oldukça bu iş olmayacaktı . Hazırlıklarını tamamlayan ordu mekke’ye doğru yürüdü. Anakent Mekkenin yakınına gelen öncü kuvvetler , Mekke toplumunun başkanı Abdülmüttalib’in koyunlarına/develerine el koydular. Abdülmüttalib gidip koyun/develerini .Ebrehe ise Onun Köleliği kabul ederek ,yalvarmaya geldiğini zanetti ve abdülmüttalib’e nice izzet ve ikramlar hazırladı. Hani insanlar binecekleri ata yem torbası takarlar ya ! Onun gibi bir şey…Aaa o da ne! Adam hiç de oralı değil . Koyunum da koyunum diye tutturmuş . Ebrehe buna fena bozuldu ve hemen hücum emri vrdi.
Öte yanda Kureyş, çaresiz, Kabe yanında son dualarını yapıp,dağlara çekildiler.Beklemeye başladılar. Yapacak hiçbir şeyleri yokmuş gibi…Çünkü bu ordu çok büyüktü.Hem de fillerle desteklenmişti.Yolda karşı gelmek isteyen niceleri de tepelenmişti…
Başka çareleri yoktu…
Kendini ne büyük , en güçlü bilen Ebrehe hücum demeye demişti ama … Bütün askerler onun tüm emirlerini dinlemeye dinlerdi ama … Ne oluyordu? O da neyin nesiydi?Büyük fil istenilen yöne hareket etmiyordu.Tüm uğraşlar rağmen fil Kabe’ye doğru yürümüyordu. Ordu ne yapacaüğını şaşırmıştı,kan ter içinde kalmıştı. Tüm ufku,çok yoğun bir bulut kaplamıştı. Peki ne olacaktı şimdi ? Onlar uğraşa dursun ,pek çoğunun haberi bile yoktu.Tüm ufku, çok yoğun bir bulut kaplamıştı.Bakın işte bulut üzerlerine doğru hızla yaklaşıyordu. Ne o!... Bulut zannettikleri yüzlerce binlerce kuştan oluşan bir sürü ordu değil miymiş. Birdenbire bütün kuşlar aldıkları görevi yerine getirirler: Ağızları ve ayaklarıyla taşıdıkları taşları Ebrehe’nin sözde Kabe’yi yıkacak ordusu üzerine bırakarak bombardıman ediyorlar. Aman Allah’ım o ne kargaşa! O ne telaş, o ne!...Dağılan,bağıran,çağıranlar.Yatanlar,yuvarlananlar.Koşanlar, kaçanlar. Eli kopan,ayağı parçalananlar…Ölenler,ölmeyi bekleyenler…Herkes bir tarafta, darma dağın.Sanki, hani bir yaprağı kurt yerde delik deşik eder ya, işte öyle…
Hani bir ekin tarlasına çekirge sürüsü veya davar-sığır gibi başka bir hayvan sürüsü girse ne olur? Sanki işte öyle oldular.Geriye kalan bizi ilgilendiren ibret dolu bir bakış ve öğüt alınacak bir düşünceydi.
Hz. Peygamberin doğumundan elli gün kadar önce yaşanan bu olayı Allah, Kuran ı Kerim de 105. surede şöyle anlatır:

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ {1} أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ


يفِ تَضْلِيلٍ {2} وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً أَبَابِيلَ {3} تَرْمِيهِم

بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ {4} فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ {5}




أَلَمْ mi?
تَرَ görmedin
كَيْفَ nasıl
فَعَلَ yaptı
رَبrabbin
كَ senin
بِأ na
َصْحَابِ ordusu
الْفِيلِ fil
أَلَمْ mı?
يَجْعَلْ yapmadı
كَيْد planlarını,tuzaklarını
هُمْ onların
يفِ içinde
تَضْلِيلٍ sapıklık
وَأَرْسَلَ gönderdi
عَلَيْهِمْ onlar üstüne
طَيْرا kuşlar
أَبَابِيلَ sürü sürü
تَرْمِيهِم atıyorlar onlara
بِحِجَارَة taşlar
مِّن dan
سِجِّيلٍ pişmiş tuğla
فَ da
فَجَعَل yaptı
هُمْ onları
كَعَصْفٍ ekin yaprak gibi
مَّأْكُولٍ yenilmiş,çiğnenmiş


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla:
1-Görmedin mi? Bilmiyor musun? Rabbin fil sahiplerine neler yaptı?
2- Onların tuzaklarını, hileli planlarını boşa çıkartmadı mı?
3- Onların üzerlerine sürüler halinde uçan kuşlar gönderdi.
4- Onlara sert pişmiş çamur taşları atıyorlardı.
5- Sonunda onları, içi yenmiş sadece kapçığı kalmış,çiğnenmiş,kurt yemiş,taze ekin yaprağı gibi yapıverdi.
Ne dersiniz! Bu olayı duyanlar, dinleyenler, öğrenenler ne derler? Acaba ne demeliler? Belki de kimileri: ‘İşte insanlar, filler,kuşlar ve yerle bir olan bir ordu…bazen böyle olurmuş…’ veya ‘ Yaa demek tarihte neler olmuş! Ne kadar korkunç, büyük olaylar yaşanmış! Allah Allah ! Hikmetinden sual olunmaz! Nedendir bilinmez! Haydi biz işimize bakalım.Nerede kalmıştık.’ Diyorlardır.Ama bunlar olayı anlatanın Allah olduğunu unutuyorlar galiba.Öyle ya Allah boş konuşmaz ki. Söyledikleri mutlaka bize hayır kazandırır.Huzur ve sükun kaynağıdır.Onun üzerinde düşünmemiz gerekir.Acaba bu ayetler bize ne söylüyor? Neler yüklüyor? Acaba bu ayetler ( işaret levhaları) bizi nereye götürüyor? Allah’ın tek Rabb ve İlah oluşu gerçeğini hangi yönden bize tanıtıyor? Ne gibi görevler yüklüyor? Bunlar bana ne kazandıracak?
İşte böyle düşününce , Fil suresi, sanki bana şunları söylüyor.Şahsen ben öyle anlıyorum.Elbette Allah en iyi, en doğrusunu bilir.
Bak işte gördünüz.Allah en güçlüdür. O’ nun gücü kuvveti karşısında durulmaz. Hiç kimse O’nunla güç yarışına çıkamaz. Ya çıkarsa! Fark etmez. Ebrehe de öyle yapmıştı.Ne oldu!... Çünkü Allah güçlü, kuvvetlidir.Aziz ve Kadirdir.Hem de ne yapılacağını en iyi bilen O’dur.
Bu dinin sahibi Allah’dır. Biz sahib olmaya çalışmak zorundayız. Değilse Allah bize muhtaç değildir.Biz sahib olmasak da ( Abdülmuttalib ve Kureyş gibi), yok etmeye çalışsalar da ( Ebrehe ve ordusu gibi) yine Allah dinini koruyacaktır. Ama güzeli bizim sahip olmaya çalışmamızdır. Mesela, Kureyş, bu olayda, Kabe’nin etrafında, en zayıflarını içten dışa doğru sıralayarak, etten bir kale oluştursalardı, ‘ Bizi çiğnemeden Kabe’ye ulaşılmaz’ deseler di, zaten öyle olacaknış. Ama o zaman şeref Kureyş’in olacaktı.
Allah’a tam bir güvenle teslim olalım.Düşünün, kimin aklına gelirdi.Yeryüzünün en güçlü, en büyük hayvanları olan filleri, en küçük, en korkak, en ürkek, en zayıf hayvanları kuşlarla helak etmek.Bunu kim düşünebilir? Allah bize bıraksaydı, ne isterseniz yapayım deseydi ne derdik? Aman Ya Rab! Bir an bile bizi bize bırakma! Sen daha iyisini bilirsin, demek zorundaydık.Hayatımızın tümünde, bütün imtihan birimlerinde Allah’tan gelen sorulara böyle teslimiyetçi bir güven duygusuyla bakmak zorundayız.Çünkü Allah her şeyin en iyisini, en güzelini, en faydalısını, en hayırlısını, en bilen,tam bilen, gerçekten bilen,yanılmadan bilendir ve bizler O’na muhtacız.
Bir de bu sure bize, kulu kölesi olacağımız tek varlığın Allah olduğunu anlatıyor.Çünkü ordusu, gücü, kuvveti olanların ( Ebrehe gibi)kulu kölesi olsaydık, ne olacaktı? Başkanların, komutanların,zenginlerin, şöyle veya böyle imkana sahip olanların kulu kölesi olsaydık, mesela Abdulmuttalip gibi, ne olacaktık. Demek ki kendisine kul köle olacağımız tek varlık Allah’tır.O’ nun gibisi yoktur.Bu işe layık sadece Allah vardır.
Ama iş bunu anlamakla bitmiyor( çünkü Allah’ın mesajı,istekleri,insanlara bildirdikleri burada bitmiyor.Fil suresi sonu anlatmıyor.Kureyş suresiyle devam etmek sözüyle…

rima
ilim ehli

Mesaj Sayısı: 266

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz